islamın mekanı
  Ahirete İman
 
Ahiret ne demektir? Ahiret sözlükte “son, sonra olan, son gün” anlamlarına gelir. Dini terim olarak ahiret: Ölümden sonra insanların tekrar dirilmesiyle başlayan ve sonsuz olarak devam edecek olan hayata “denir. Kur’an ahiret hayatına “kavuşma günü”, “toplanma günü”, “hesap günü”, “din günü”, hüküm günü” gibi isimler vermiştir. Ahiretin varlığını ve ahiret hakkındaki bilgilerimizi nereden öğreniyoruz? Ahiret, duyu ötesi ve gayba (geleceğe) ait konular olduğu için, gözlem ve deneye dayanan potizitif bilimlerle açıklanamaz. Ancak aklımız, ahiretin varlığını kavramada bize yardımcı olabilir. Bu konuda bilgi kaynağımız vahiydir; yani Kur’an’dır. Bunun yanında Kur’an’ı açıklayan ve gerçek olduğu bilinen peygamberimizin sözleridir. Ahirete iman, imanın şartlarındandır: İslâm dininin inanç esaslarından biri de ahirete imandır. Bu inancımızı Amentüde “Ahiret gününe, öldükten sonra dirilmenin hak ve gerçek olduğuna” inandım diye söyleriz. Allah, Kur’an’da birçok ayette ahiret hayatının var olduğunu bildirmektedir. Allah Kur’an’da şöyle buyurmaktadır: “Yine olanlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; Ahiret gününe de kesinlikle inanırlar”( Bakara suresi, ayet 4) Bu nedenle dinimizin inanç esaslarından biri olarak ahiretin varlığına inanırız. Ahirete inanmayan kimse inanmış sayılmaz. Bu konuda Yüce Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah´a, peygamberine, ona indirdiği kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat) ediniz. Kim Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam anlamıyla sapıtmıştır.”(Nisa suresi ayet 136) Ahirete inanma konusu Kur’an’da büyük bir yer tutar. Ahiret inancı ayetlerde ve hadislerde genellikle Allah’a imanla birlikte geçmektedir. Kur’an’da ahiret hayatına çok önem verilmekte, hemen hemen bütün surelerde çeşitli deyim ve kelimeler kullanarak ahiret inancı vurgulanmaktadır. İnsanların aklına ve kalbine hitap ederek değişik örneklerle ahiret fikri yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Namaz kılarken her gün defalarca okuduğumuz “Fatiha” suresinde “ Allah ceza ve mükâfat gününün sahibidir” ayetini okuruz. Bu ayet bizim her yaptığımız işin bir karşılığı ve bedeli olduğunun, hareketlerimizin ve davranışlarımızın hesabını vereceğimiz hayata hazırlanmamız gerektiğini hatırlatır. Böyle bir hazırlık hareketlerimize çeki düzen vermemizi sağlar. Kur’an’da ahirete imanın önemini vurgulayan ayetlerden bazıları şunlar: “…Ey Muhammed! Sana indirilen kitaba ve senden önce indirilen kitaba inanan müminlere, namaz kılan, zekât verenlere, Allah’a ve ahiret gününe inananlara elbette büyük ecir vereceğiz.” (Nisa 162) “… Allah’a ve ahiret gününe inanmayanları da Allah sevmez…” ( Nisa 38) Ahirete iman konusunda peygamberimiz de geniş açıklamalarda bulunmuştur. O, Müslümanları ahiret önemi konusunda uyarmış, ahiret hayatı için dünya hayatında hazırlık yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bir sözünde şöyle buyurmuştur: “dünya ahiretin tarlasıdır” Ahiretle ilgili kavramlarda nelere dikkat etmeliyiz? Ahiretle ilgili durumlar dünyadakine benzemez. Aralarında isim benzerliğinden başka bir benzerlik yoktur. Mesela:”İsrafil sur’a üfürecek, insanların amelleri tartılacak, herkesin defteri ortaya çıkacak” denildiği zaman aklımıza dünyadaki bildiğimiz bir alet, bir terazi, kâğıttan yapılmış bir defter gelmemelidir. Bunların gerçek şeklini ve iç yüzünü Allah bilir. Bu nedenle bize düşen görev onların varlığına inanmak, nasıl olduğu konusunda yorum yapmamaktır. Ahirete iman dini açıdan gerekli olduğu gibi, aklımız açısından da gereklidir. Niçin? Akıl ahiretin varlığını kavramada bize yardımcı olur. Dikkatlice düşündüğümüzde ahiretin varlığını kabul etmenin çok mantıklı, psikolojik ve sosyolojik olarak da gerekli olduğunu görürüz. İnsanın ölümsüzlük isteği ve ahiret inancı İnsanın içinde sonsuzluk özlemi vardır. Bu nedenle ebedî olmak, ebedî olarak yaşamak( ölümsüzlük ) her insanın arzu ettiği bir şeydir. İnsanın yaratılışından getirdiği bu ölümsüzlük arzusu, bazen çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Örneğin; insanlar eserleriyle, yapıp etmeleriyle başkalarının iyilik ve mutluluğuna katkıda bulunmak ve “geride bir şeyler bırakmak” isterler. Bu bıraktıkları, kendileri öldükten sonra da yaşamaya devam eder. “Büyük adamlar ölmez” sözüyle bu ölümsüzlük duygularını ifade ederler. Allah yolunda öldürülenlerin ölü zannedilmemesi, onlara ölü denilmemesini, onların Rableri yanında diri olduklarını bildiren ayetler (Ali İmran suresi.169-170; Bakara suresi, ayet 154) hayır ve sadakalardan ruhların haberdar edildiklerini haber veren Peygamberimizin sözleri insandaki sonsuz yaşama duygusuna cevap veren ve ölümle her şeyin bitmediğini belirten ifadelerdir. Ayrıca İnsan, sahip olduğu iyiliklerden, güzelliklerden, değer verdiği yakınlarından ve sevdiklerinden tamamen ayrı kalmak istemez. Başka bir deyişle, o, sevdiklerinin yaşamaya devam etmesini ve kendisinin de er veya geç onlarla birlikte olmasını arzu eder. Hayatın bir yerde noktalanacağına inanmak; yani ölüm insanı duygu ve düşünce olarak çok rahatsız etmekte ve onu mutsuz kılmaktadır. İnsan yok olma, sevdiklerinden ayrı kalma ve ölüm karşısında duyduğu bu endişeyi ortadan kaldıracak şey ahiretin varlığına inanmaktır. İnsanın öldükten sonra yok olmayacağı, ebedî olarak yaşayacağı, dünyadaki ayrılıkların, eksik kalmış özlemlerin sonsuzluk âleminde karşılanacağı inancı onu rahatlatır. İnsanı bu yersiz korkulardan kurtarır ve ebediliğe lâyık olduğunu gösterir. İnsanın hayatını anlamlandırma isteği ve ahiret inancı İnsan akıllı, düşünen ve bilen bir varlıktır. Yaratılışından getirdiği anlama, bilme, merak etme duygusu gereği olarak kendi kendine bazı sorular sormuş ve bunların cevabını aramıştır. Bunların başında gelen ve insanı en çok düşündüren sorulardan bazıları şunlardır: “Nereden geldik, nereye gideceğiz? “Bu dünya bir gün yok olacak mıdır? “Öldükten sonra yeni bir hayat var mıdır? “Ruh ölümsüz müdür? Gözlem ve deneye dayanan pozitif bilimler bu soruların cevabını veremez. Bu soruların cevabını ancak din verir. Çünkü hayatı anlamlandırma isteğinin engellenmesi durumunda insan var oluş boşluğuna düşer. Birey hiçlik ve yoklukla yüz yüze gelir. Bu durum can sıkıntısı ve var oluş kaygısı şeklinde kendini gösterir. Böyle bir insan, hayatında hedef ve gayesinden uzak olarak yaşar. Dinimizin temel kaynağı olan Kur’an “Bizim Allah’tan geldiğimizi ve Allah’a döneceğimizi (Bakara suresi, ayet 185) bildirerek, ahiret hayatının var olduğunu haber veriyor. İnsan başıboş, amaçsız yaratılmamıştır. Yüce Allah Kur’an’da: ““Allah, ölümü ve hayatı, hanginizin daha güzel davranışlarda bulunacağını imtihan etmek için yarattı” (Mülk suresi, ayet 2) buyurarak hayatın amacını açıklamaktadır. Başka bir ayette de insanın bu amacı unutmadan yaşaması gerektiğini “İnsan başı boş bırakılacağını mı sanıyor”(Kıyame 36) ayetiyle hatırlatmaktadır. Ahiret inancı insana, öldükten sonra ne olacağını bildirerek, onu belirsizlikten gelecek endişesinden kurtarır. Ruhsal yönden büyük bir rahatlama içinde olmasını sağlar. Nasıl ve niçin yaşaması gerektiğini bildirerek, hayatını anlam kazandırır. İnsanın adalet duygusunu gerçekleştirme isteği ve ahiret inancı İnsandaki adalet duygusu ahirete inanmayı gerekli kılar. Bilindiği dünya hayatında herkes işlediği suçun cezasını tam anlamıyla çekmemekte, birtakım haksızlıklar meydana gelmemektedir. Haksızlığa uğrayan insanlar, bu haklarının iade edilmesini isterler. Bunun dünya hayatında alamazlarsa, bunun ahirette gerçekleşmesini arzu ederler. İnsanın bu isteğini Allah ahiret hayatında gerçekleştirecektir. O, mutlak adaletiyle iyileri ödüllendirilecek, kötüleri ise cezalandıracaktır. Yüce Allah Kur’an’da: “Yoksa kötülük işleyenler ölümlerinde ve sağlıklarında kendilerini, inanıp iyi amel işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar? …Böylece herkes kazancına göre karşılık görür. Onlara haksızlık edilmez” (Casiye 21-22) buyurmaktadır. Sorumluluk duygusu ve ahiret inancı İnsan sorumlu bir varlıktır. İnsanın sorumluluğu hür bir iradeye sahip olmasının bir sonucudur. Allah insana iyiyi, kötüyü bildirmiş, (Şems onu seçimlerinde serbest bırakmıştır. O, insanı belli bir şekilde davranmaya zorlamamış, ona dilediğini yapma hürriyeti vermiştir. Bundan dolayıdır ki, Kur’an’a göre insan kendi yaşayışından sorumlu tek varlıktır. “O gün kişi önceden yaptıklarına bakacaktır.” (Nebe suresi, 40) İnsanın belli davranışlarından sorumlu olması, bunların karşılığını göreceği bir hayatı gerekli kılmaktadır. Özetle: insanın sonsuzluk arzusunu gerçeklemesi, yaşamını anlamlandırması, adalet duygusunun gerçeklemesi için; Ahirete iman dini açıdan gerekli olduğu gibi aklımız açısından da gereklidir. Ahirete inanmak bize neler sağlar? İnsan için umut ve huzur kaynağıdır. İnsanın ölümsüzlük isteğine cevap verir. Onun yok olma endişesini ortadan kaldırır, Bu dünyada sahip olduğu güzelliklerden, iyiliklerden, sevdiklerinden ayrı kalmama isteğini karşılar. İnsana yaratılışının bir amacı olduğunu öğreterek, hayatının anlamlandırır. Onun ölümü değerli ve sonsuz hayatın başlangıcı olarak görmesini sağlar. Bu inanca sahip olmayanlar ise: Devamlı yok olma endişesi taşırlar. Sahip oldukları iyilik ve güzelliklerden ahirette mahrum kalırlar. Sevdikleriyle ahirette beraber olamazlar. Onlar için hayatın dini anlamda bir amacı yoktur. Bir olumsuzluk, bir sıkıntı gördüklerinde ölümle kurtulacaklarına inanırlar, hemen intiharı seçerler. Hayat boyu sürekli mutluluğu yakalayamazlar.
 
  Bugün 22 ziyaretçi (43 klik) kişi burdaydı!

 

[/b]
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=